Cılgınca Bir Blog !!! - Blogcu



CilginlarS Blog // Reklam Bölümü

Sohbet, Aşk, Meşk,Hikaye, Şiir , Burç ve Aradığınız Herşey.

[Günün Anlam ve Önemi] Bilmeyenlere; Sevgililer Günü'nün Öyküsü


Aziz Valentine'ın öyküsü III. Yüzyıl'dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II. Claudius vardı, "Zalim" adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.

EVLİLİĞİ YASAKLADI
Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı. Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşk yasaklanmıştı. Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar'la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.

Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus'da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator'un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.

GÜZEL JULİA VALENTİNUS'A GİDER
Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus'un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanına getirir. Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı'ya yönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus'un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur.

Bir gün sorar;
- "Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı?"
Aziz gülümser;
- "Evet, herbirini."
Julia;
- "Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyormusun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.",
Valentinus;
- "Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım."
Julia, yere diz çöker ve;
- "Böylesine inanmak istiyorum, yardım et."
Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içersi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır;
- "Valentinus, görüyorum, görüyorum."

14 ŞUBAT'TA ÖLDÜRÜLÜR
Valentinus duaya devam etmesini söyler. Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir, Aziz Julia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını "Senin Valentine'ından" diye imzalar. Mektup, ertesi gün Julia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir. Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından "Porta Valentini" adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür (Şimdi orada yani Roma'da Praxedes Kilisesi vardır.)

Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradan kaynaklanır.

GENÇLERİN İLK CİNSEL DENEYİMİ
İşin aslına bakılırsa, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu. Papalık daha sonra yasaklanan bu geleneğin yerine, azizlerin adlarının yazılı olduğu listeleri sergilemeye başladı.

Biz yine Roma'ya dönelim. 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalinin özgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi. Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayı döneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi. Hıristiyanlığın güçlenmesinden sonra, Pagan inançları yasaklandı veya yerlerine Hıristiyan versiyonlar getirilmeye başlandı. Aziz Valentine Hıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ile kişiselleştirildi, onun Lupercalia Festivali'nin arifesinde öldürülmüş olması iyi bir raslantıydı, böylece Roma'nın bereketlilik ve döllenme kutsamalarıyla, Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesi bütünleştirilmiş oldu. Amaca ulaşılmıştı.

Günümüzdeki yorumuyla "St Valentine" yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibi sevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğu gibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır. Aslında kökende yine birleşme, bütünleşme ve çoğalma güdüsü yani bereketlilik vardır. Aynı zamanda da, Tanrısal aşkla, dünyasal aşkın birleştiği yer, Julia'nın öyküsünde olduğu gibi birleştirilir. Ama ilginçtir ki, aşkı yasaklayan bir despotun binlerce yıllık anısı, Kozmik Şakacı'nın oyunuyla artık aşk yüzünden akla gelmektedir

(0)

Sevginin Önemi ve Sevgililer Günü

Sevgililer gününün geleneksel olarak kutlanması eski Roma İmparatorluğuna kadar uzanmaktadır. 14 Şubat günü Romalılar için çok önemli idi. Gençlerin bir birini görerek tanıştıkları ve evlenecekleri eş adaylarını belirledikleri gündü 14 Şubat. 15 Şubat ise, bayram günü olarak şenliklerle kutlanmaktaydı ve zamanımıza kadar kutlana gelen bu eğilim, Ülkemizde de son yıllarda etkin bir şekilde kutlanarak kendini göstermeye başlamıştır.

Sevgililer gününden bahsedebilmek için, öncelikle sevginin ne olduğundan bahsetmek gerekmektedir.

Sevgi; İnsan ruhunun derinliklerinde kökünü bulan, doğal, saf, beklentisiz, berrak ve tatlı bir duygudur. Herkesin bu duygudan aldığı lezzet gönül kabının genişliği kadardır. İnsanlığın yaratılış gününden bu güne kadar devam ede gelen sevgi, insanın varoluş sebebi ve insanlığın mayasıdır aynı zamanda. Çünkü; Sevgiliye olan muhabbetten dolayı yer yüzü ve onun içindekiler kainat okuluna gönderilmiştir.

Sevgi evrensel bir duygudur. Her insanda sevebilme potansiyeli mevcuttur. Çünkü her insan sevmeye ve sevilmeye müsait olarak dünyaya gönderilmiştir. Sevginin merkezi ise gönüllerdir. Sevgi olmadıkça insanlar arası ilişki sağlıklı, pozitif ve devamlı olamaz. Sevgi olmadan davranış ve sözler saygınlık kazanmadığı gibi, tesirli de olamaz.

Herkes sevginin tarifini kendi penceresinden yapmaya çalışır. Sevginin kaynağı ilahidir. İlahi olan, sevmek için yaratmıştır, sevilenleri!... Kaynağından alır diğer sevgiler değerini... hiçbir sevginin yeri bir diğeri ile doldurulamaz. Bir ebeveyn sevgisi, bir eş sevgisi, bir arkadaş, dost, öğretmen sevgisi... hepsinin de farklı farklıdır yerleri. Birini sevmek diğerini sevmeye engel teşkil etmez hiçbir zaman.

İnsan doğduğu andan itibaren sevgiye muhtaçtır. Bir çocuğun zihni ve ruhi gelişimi için en kuvvetli vitamin ona verilecek olan sevgidir. Sevginin boşluğu bir başka şeyle doldurulamaz. İşte bu yüzden çocukluğunda yeterli bir şekilde sevgi görmeyen ve yaşamayanların, başkalarını sevmekte zorluk çektikleri bilinen bir vakıadır.

İnsanlar sevgide kıskançtırlar. Sevdiklerini paylaşmak istemezler. Kimi insan, sevgiye inanmaz, kimisi ise sevgiye tapar? Bu yüzden her şeyde olduğu gibi sevgide de denge kaçırılırsa, sorunlar başlar, baskı ve zulme dönüşür davranışlar, bu durum güzelim duygunun yanlış kullanılmasına yol açar. Bunu önlemek için ise, her şeyi yerli yerince sevmek gerekir. Sevmeyen insanda merhamet gelişmez. Duygu eksikliği, büyük bir nasipsizliktir aslında. Sevgi varsa bir yürekte ılık ılık hisseder insan onu içinde? Pozitiflik verir insana ve karşısındaki insanlara da güzellik olarak yansır sevginin iktidarındaki davranışlar!.. Seven insan kendisini sevmeyenlere dahi merhametlidir. Seven bir insanın hayata bakışı ile sevmeyenin bakış açısı birbirinden çok farklıdır. Birisi için duygu önem arzederken, diğerinin hayatında madde arzı endam etmektedir.

Sevginin dili de farklıdır. Seven insan sevdiğini üzmekten korkar, onun tercihlerini göz önünde tutar. Onu sevindirebilmenin yollarını araştırır. Seven yalnız sevdiği için yaşamak ister. ?Kişi sevdiği ile beraberdir? ilkesinden hareketle zamanla kişi sevdiğine benzeyecektir, yada başka bir ifadeyle benzer kişiler birbirini sevecektir. Seversen sevdiğin şeyin diliyle konuşursun. Sevmek inceliği, zarif olmayı ve anlayışı beraberinde getirir. Sevgide süreklilik söz konusudur, bir ömür boyudur sevgi. İnişleri çıkışları vardır, bazen durulur, bazen kırılır, bazen coşar ama devam eder sonuna kadar. Eğer müsrif bir şekilde harcanmamışsa!...

Sevgiyi ifade edebilmek ve gösterebilmekte bir marifettir. Onu sunuş biçimleri de bu yüzden farklı farklıdır. Sadece söz ile ifade edilip, davranışlar ile desteklenmiyorsa sevgi, samimiyetten uzak ve lafı güzaftır ancak. Tatlı dil nasıl yılanı deliğinden çıkartıyorsa, küçük bir fedakarlıkla sevgiyi de ortaya çıkarmak zor değildir. İçte olan dışa yansıyacaktır muhakkak. Lakin sevginin kıymet ve değerinin iyi bilinmesi gerekmektedir. Sevgi kıymetli bir hazinedir çünkü. Sevgi beraberinde hak etmeyi getirir. Ama seven beklentisiz sever zaten. Sevgi kimi zaman bir annenin yüreğinden sunulur yavrusuna, kimi zaman çocuğun anne babasına hizmetinden sunulur, kimi zaman da babanın çocuğunun başını okşamasındadır. Bazen bir sanatkarın sanatından, bazen bir şairin dizelerinden, bazen bir yöneticinin emrindekilere ince davranışından, bazen bir ziraatçının gönlünden dökülür bitki ve çiçeklere... O yüzden sevginin adresi her yerdir. Sevgiyi yüreğinde duyabilmişse insan, her türlü fedakarlığı göstermelidir onu elinde tutabilmek için.

Sevgi bir ekmeği paylaşmaktır, alın teri ve emektir, nakış nakış işleniştir. Sevgi yontulmaktır. Sevgi sabırdır, fedakarlıktır hem de karşılıksız fedakarlıktır. Sevgi hissetmek, duymak, sezmektir. Sevgi ağlamak, gülmek, düşünmek, sevinmektir. Sevgi her şeydir; insandır, bayraktır, vatandır, kutsal değerlerdir, arkadaşlık, dostluk, komşuluktur. Sevgi bir yürekte can olmak, bir yüreğe can katmaktır, gözlerde yansıyan ışıltıdır, karşıdaki insana sıcak bir merhaba, gönüllere akıtılan duygudur. Tabi ki alıcı konumunda olan, sevgi özürlü değilse ve duyguları körelmemişse şayet!

Sevgi insanın kendi ile barışık olmasının da bir göstergesidir aynı zamanda. Çünkü kendisini ve başkalarını sevebilen insan, kendisiyle ve çevresiyle de barışık olabilen insandır. Sevgi, alabildiğine subjektifdir. Onda eleştirilere, irdelemelere yer yoktur. Çünkü kırgınlık doğurur sonuçta. Gerçek sevgide güven vardır, kuşkunun yeri yoktur, yapılanları marifet bilerek, senin için şunu yaptım, bunu yaptım diye dile getirmek yoktur. Ruhların bir biri ile sağladığı uyum vardır. Sevgi zamanla takdir ve saygıya dönüşür. Seven aynı zamanda sayar da. Lakin kimse sevmek konusunda zorlanamaz. Çünkü kimseye zorla bir şeyi yada bir kimseyi sevdirmek mümkün değildir. Ama kişilerin saygı duymak zorunluluğu vardır.

Sevgiden nasibini almamış insanlar çevresini kıran, döken, insanlara ve kendine değer vermeyenlerdir. Kavgaların altındaki gerçek sebep sevgisizliktir. Savaşları çıkartanlar da sevgiden nasibini alamamış olanlardır. Dünyanın içinde bulunduğu buhran ve bunalımların en temel sebebi sevgiden mahrum oluş nedeniyledir. Kendisini sevmeyen insanların başkalarını sevmeleri beklenemeyeceği gibi, yakınlarını sevmeyenlerin de sevgiden bahsetmeleri tutarlı bir ifade biçimi olmayacaktır.

İnsan severse huzur, sükunet ondan yanadır. Toplum sevgiyi bilirse sevgi şelalesi gönülden gönüle akacak, yakın çevreden başlayarak hale hale yayılan bir duygu dalgası halini alacaktır. Toplumun ve insanın eğitimindeki maya sevgidir. Sevgi, sevdiği insanın hatalarını örter, kişiyi affedici yapar, seven bir kalpte sevdiğini hatalarıyla kabullenmek vardır. Sevgi ikiliği kaldırıp, bir olmaya götürür, tek yürek yapar insanı. Sevmek, beklenti belasından kurtulmak, beklentisiz sevmektir. Sevgi durağında beklentilere son vermektir.

Bütün inanç biçimlerinde ve sistemlerde sevgi vardır, insan sevgiyi doğru adreste aramalıdır. Sevginin kaynağını bilen insan sevmeyi de bilir. Bizim kurmuş olduğumuz medeniyetler sevgi sultanlarını yetiştirmiş ve o sevgi sultanları da insanlığa büyük sevgi dersleri vermişlerdir. İnançta, ahlakta, kültürde, sanatta, mimaride, şiirde, fikirde, fiilde ve kısacası her sahada sevgiyi bestelemişler, ve ince ince işlemişlerdir. Yaptıkları mimari eserlerde kuş yuvalarını bile unutmayacak kadar ileri bir sevgi ve estetik anlayışını yakalamışlardır. Verdikleri her eserde, yüreklerindeki sevgiyi kotardıkları için bu günlere kadar isimleri ve eserleri yaşama imkanı bulmuş ve uzun ömürlü olmuşlardır. Anlaşılacağı üzere her hususta başarılı ve güçlü olmanın esrarı sevgide, başarısızlık ve zayıflığın sebebi de sevgisizliktedir.

Sevgiyi sadece sevgililer gününe hasredip, tek bir gün için çiçekler ve hediyeler alıp ondan sonra unutmak elbetteki sevginin göstergesi değildir. Sevgililer günü sadece bir gün değildir çünkü... Seven bir gönül için her gün sevgi ile çarpar. Her gün sevgili bir gündür. Sevgi bir güne hapsedilmeyecek kadar umman olan bir duygu selidir.. Bizim sevgi mimarlarımız ?Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü? diyerek Yunusca bir sevgi ve ?Ne olursan ol, yine gel? diyerek bütünleşen bir sevgi anlayışı ile dünyaya veda edişlerinin ardından geçen asırlara rağmen, tüm Dünyaya ?Mevlana Sevgi Yılı? kutlanmasına vesile olabiliyorlarsa bundan alınacak önemli sevgi dersleri vardır.

Gerçek sevginin yaşanması ve yaşatılması dileğiyle, yüreğinizdeki sevgi hiç eksik olmasın!...

(0)

<- :: ->

Sayfa Altı Fırsatları