Cılgınca Bir Blog !!! - Blogcu



CilginlarS Blog // Reklam Bölümü

Sohbet, Aşk, Meşk,Hikaye, Şiir , Burç ve Aradığınız Herşey.

Eğitim Akademisi, Diyarbakır ile Avrupa Arasında Köprü Kurdu

Eğitimci Bayram Müjde'nin kurduğu Bilim Kültür Sanat ve Eğitim Derneği, kısa zamanda Diyarbakır ile 27 Avrupa ülkesi arasında bir istihdam köprüsü kurmayı başardı.
Geçen yıl mart ayında derneği kuran eğitimci Bayram Müjde, dört ay önce de dernek bünyesinde Diyarbakır Eğitim Akademisi'ni hizmete açtı. Bu akademiyi diğerlerinden faklı kılan özelliği ise onlarca alanda, istenilen kişiye ücretsiz hizmet veriyor olması. Akademide diksiyondan, güzel konuşmaya, proje hazırlamadan direksiyon eğitimine kadar akla gelebilecek her türlü eğitimler veriliyor. Akademi ayrıca 18 - 30 yaş arası isteyen herkesi Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gönderiyor.

 
Türkiye'nin ilk eğitim akademisi olduğunu anlatan dernek başkanı Müjde, ilk olmanın getirdiği sorumlulukla çalıştıklarını söylüyor. Avrupa Gönüllülük Hizmeti kapsamında AB'den aldıkları akreditasyonla Türkiye ve Avrupa ülkelerinde sayılı dernekler statüsü kazandıklarını anlatan başkan Müjde, ülke çapında hizmet verdiklerini dile getiriyor. Müjde, isteyen herkesi yine istediği AB ülkesine gönderdiklerini bunun için de hiçbir ücret ya da şart aranmadığını vurguluyor. AB ülkelerine gitmek isteyen kişinin bir sivil toplum kuruluşu projesine dahil olmasının yeterli olduğunu kaydediyor Müjde. Başkan Müjde, "18 - 30 yaş arası gençlerimizi Avrupa'ya ücretsiz gönderiyoruz. Ülkemizden göndereceğimiz gençlerin bir kısmına vereceğimiz uluslar arası bilgisayar ve İngilizce dil pasaportu ile yurt dışında hayatını sürdürmek isteyen vatandaşlarımıza da yardımcı oluyoruz. Gençlerin çoğu dil öğrenmek ya da öğrendiği dili geliştirmek amacıyla AB'ye tercih ediyor. Şartlar çok iyi. Gençler gittiği ülkede, o ülkenin gelir düzeyine göre harçlık alıyor. Ancak ücret alamıyor. Eğitim süresi tamamlandığında Türkiye'ye dönüyor. Konaklama benzeri bütün ihtiyaçlarını Ulusal Ajans ve benzeri kurumların anlaşmalarıyla çözülüyor." bilgisini veriyor.

Müjde, kadın hakları, çocuk işçiliği, engelliler, istihdam, şiddet ve eğitim gibi konularda hazırladıkları projeleri TÜBİTAK, Merkezi Finans İhale Birimi, Ulusal Ajans, Hayata Artı gibi fon veren kuruluşlara sunduklarının altını çiziyor.

50 GENÇ KIZ İSTİHDAM EDİLECEK

Eğitim akademisinin istihdama yönelik önemli çalışmalarından biri de 50 genç kızın istihdam edileceği "Çocuk bakımı ve eğitimi projesi".

Müjde'nin verdiği bilgilere göre; Diyarbakırlı 50 genç kıza Milli Eğitim Bakanlığı onaylı çocuk bakımı eğitimi belgesi verilecek. 6 ay sürecek eğitimin ardından kızlara güvenilir 50 aile bulunacak ve istihdam edilecek. Gençlere iş öncesi ve sonrasında iki taraf arasında danışmanlık hizmetini de akademinin uzmanları yapacak.

(0)

'Ayların Parıltısı 3' Sergisi

Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimince (TÜRKSOY) düzenlenen ve Türkçe konuşulan ülkelerin ressamlarının eserlerinin yer aldığı ''Ayların Parıltısı 3'' sergisi, Ayasofya Müzesi'nde açıldı.
Açılışta sergi hakkında bilgi veren TÜRKSOY Genel Müdür Vekili Mustafa Balçık, ayın, Türk dünyasındaki önemli figürlerden olduğunu belirterek, ''Orta Asya'dan, Sibirya'dan ressamların katıldığı sergide 160 tablo yer alıyor. Ayın konumlarını anlatan bir sergi. Daha önce Atatürk Kültür Merkezi'nde açılan sergi, Ayasofya'nın ardından Moskova'da da açılacak. Sergi daha sonra dünyayı dolaşacak'' diye konuştu.

 
Serginin açılışına, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili ve Ayasofya Müzesi Müdürü Mustafa Akkaya'nın da aralarında bulunduğu davetliler katıldı.

Sergide, Türkiye'nin yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Başkurdistan, Hakas, Saha-Yakut ve Tataristan Cumhuriyetinden 112 ressamın, ayın hallerinden esinlenerek ürettikleri değişik formlardaki eserler yer alıyor.

Sergi 9 Şubat Cumartesi gününe kadar açık kalacak.

(0)

Mdob, Viyana'da Türk Kültürünü Tanıttı

Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB) Müdür Vekili Hakan Gürkan, Türkiye'yi ve Mersin'i dünyaya tanıtmak ve dünyadaki kültür turizminin Mersin'e akmasını sağlamak amacıyla Viyana'ya turne düzenlediklerini belirterek, "Sanatı köydeki insanlarımıza öğretip, dağları aştık ve Viyana'ya kadar ulaştık. Viyana'da verdiğimiz konserlerle Avrupalıları Türk kültürüne hayran bıraktık. 'Sarı Gelin' isimli eserimiz, dakikalarca ayakta alkışlandı" dedi. 
MDOB Müdür Vekili Gürkan, düzenlediği basın toplantısında, MDOB'nin Viyana turnesini değerlendirdi. Gürkan, sezon başlama tarihinden itibaren kendilerini heyecanlandıran durumlarla karşılaştıklarını ifade ederek, "MDOB bu sezon kendi sahnesinden çıkarak çeşitli yerlerde opera ve baleyi insanlara sevdirmek ve bu topluma daha temiz, daha güzel düşünceler katmak, aynı zamanda yetişen gençliğin daha güzel oksijen almalarını sağlamak için harekete geçti. Geçen sene çok büyük seyirci kitlemiz vardı ve bu bizi

heyecanlandırıyordu. Bu yıl yaz ayında yaptığımız görüşmeler sonucunda bu kadar cesaretli bir şehir, yenilikçilere açık bir şehir olarak, biz Mersin'i dünyaya tanıtmak ve dünyadaki kültür turizminin Mersin'e akması konusunda çalışma yapmak istedik. Bu kapsamda ilk önce köylere gittik, dağları aştık. Daha sonra ise köylerden Avrupa'nın kültür merkezlerinden birisi olan Viyana'ya kadar ulaştık. Viyana dünyaca bilinen bestecilerin doğup büyüdüğü bir şehir. Oraya davet edilerek orada konser vermek, Mersin'in

adını duyurmak çok büyük onurdu. Orada 4 konser verdik ve hepsinde de dakikalarca ayakta alkışlandık" diye konuştu.

Operanın merkezi olan bir şehirde konser vermenin çok önemli olduğuna işaret eden Gürkan, Viyana'da Türkçe eserler de sergilediklerini ve bunlardan "Sarı Gelin" şarkısının yabancı sanatseverlerce çok büyük ilgi gördüğünü kaydetti. "Bizi sadece mehter takımı ve davul-zurna ile tanımasınlar" diyen Gürkan, "Kendi öz kültürümüzün yanı sıra çeşitli alanlarda da Türk başarısını onlara anlatmalıyız. Bu kapsamda verdiğimiz konserler önemli bir adım oldu. Bundan sonra Viyana'dan da buraya seyirci gelmesini

bekliyoruz" şeklinde konuştu.

Avusturya Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) 18. Viyana Bölge Belediyesi Sarayı'nda organize ettiği konseri, Türk ve Avusturyalı yaklaşık 200 sanatseverin izlediğini belirten Gürkan, konserde Zeynep Tatlıpınar Kağıncı'nın, "Gesi Bağları" ile "Sevmek Nedir" isimli türküleri seslendirdiğini vurguladı. Sanatçılardan Gökhan Nazif Varkan ve İlhan Baran "Köroğlu" ve "Evlerinin Önü" adlı türküleri seslendirirken, sanatçı Nazlı Alptekin'in "Yemen Türküsü" ve "Allı Turnam" türküsünü seslendirdiğini ifade eden

Gürkan, Bülent Bezdüz'ün de "Ah Bir Ateş Ver" ve "Başımda Altın Tacım" adlı türküler ile Viyana'daki sanatseverleri kendilerine hayran bıraktığını kaydetti. Özellikle Mehmet Yılmaz'ın söylediği "Sarı Gelin" türküsünü yabancıların hayranlıkla dinlediğini belirten Gürkan, Fahri Önoğlu'nun da "Çökertme" ve "Urfa'nın Etrafı" türkülerini seslendirdiğini, kendisinin ise "Özlem" isimli eseri söylediğini ifade etti. Konserin son bölümünde ise Zeynep Tatlıpınar Kağnıcı, bas Mehmet Yılmaz, tenor Fahri Önoğlu,

bariton Gökhan Varkan, tenor Bülent Bezdüz, soprano Nazlı Alptekin ile çelloda bulunan kendisinin, piyano Ahad Asker eşliğinde "Hoş Gelişler Ola" ile "10. Yıl Marşı"nı okuduklarını anlatan Gürkan, Viyana'da Türk kültürünü içten ve güzel bir biçimde tanıttıklarına inandığını ifade etti.

MDOB, İLK KEZ CHOPİNİANA VE ŞEHRAZAT'I SAHNELEYECEK

MDOB, Mersin'de ilk kez "Chopiniana" ve "Şehrazat"ı tek seferde sahneleyecek. 31 Ocak'ta prömiyeri gerçekleşecek olan oyunun galası ise 8 Şubat'ta yapılacak.

1 yıl içerisinde 3 yeni eseri sahneye koyacaklarını belirten Gürkan, "Yeni eserleri sahnelemek bizler için çok önemli. Kadromuz az olsa dahi Mersin seyircisine en yenisi ve en farklısını izletmek bizlerin tek amacı. Normalde belki yurt dışında yılda 15-20 tane eser çıkıyor, fakat bizim kadromuz az olduğu için bu bizim için büyük başarı" dedi.

Mersin seyircisinin her zaman kaliteyi takip eden, gören ve her geçen yıl da alkışlarıyla MDOB sanatçılarını daha çok geliştiren bir kitle olduğunun altını çizen Gürkan, sahneye koydukları eser ne kadar iyiyse alkışların da o kadar kuvvetli olduğunu gördüklerini kaydetti.

Frederic Chopin'in "Chopınıana" ve Nikolay Rimsky Korsakov'ın "Şehrazat" isimli eserleri birer perdeden oluşuyor. Tek seferde gerçekleştirilecek oyunun prömiyeri 31 Ocak'ta, galası 8 Şubat'ta sahnelenecek.

"Chopiniana"nın alışılagelmiş biçimde planlanmış bir konusu yok. "Chopiniana", mehtapla aydınlanmış bir ormanın romantik atmosferindeki dansların masalsı anlatımından oluşuyor. Sylphidler (Büyülü figürler, periler), ideali arayan "Şair"le dans ederler. Danslar, birbirini takip eden bir düzendedir ve genellikle Prelude, Nocturne, Vals, Mazurka, Mazurka, Prelude, Vals ve Büyük Vals olmak üzere 8 bölümlü bir dizi oluştururlar.

Nikolay Rimsky Korsakov'ın "Şehrazat" isimli eserinde ise olay, Şah Sharyar'ın hareminde geçer. Perde açıldığında şah gözde karısı Zübeyde ile birlikte bir divanda oturmaktadır. Şah Sharyar'ın kardeşi Şah Zeman hanımlarının kendilerini aldattığını sanmaktadır. Bu nedenle Şah Sharyar ve Şah Zeman ava gideceklermiş gibi hazırlanırlar ve çıkarlar. Kocaları çıkar çıkmaz kadınlar Baş Haremağası'na zenci kölelerin serbest bırakılması için rüşvet verirler. Zübeyde, özellikle gözdesi Altın Köle'yi ister. Eğlence

yapılırken Şah Sharyar döner ve eğlenceye katılanların tümünün öldürülmesini emreder. Herkes teker teker öldürülür. Zübeyde, muhafızlar kendisini öldürmeden, hançerini çıkarır ve intihar eder.

(0)

Aliağa'da İkbal Gürpınar Coşkusu Yaşandı

Aliağa Belediyesi tarafından düzenlenen Kültür ve Sanat Kervanı'nda İkbal Gürpınar coşkusu yaşandı. Demokrasi Meydanı'nda el sanatları, hediyelik eşya ve kitap standlarının kurulduğu etkinlikte sahne alan Gürpınar anne baba ve insan sevgisi, çocuk terbiyesi, aşk ve iletişimin önemi hakkında vatandaşlarla sohbet etti, şiirler okudu. Özel hazırlanan ve kır kahvesi tarzında döşenen çadırda ilgiyle dinlenen Gürpınar, televizyon programlarında en sadık seyircilerinden ikisinin Aliağa'da olduğunu dile getirerek sahneye çağırdı ve sohbet etti. Uzun yıllar evli kalan çiftlerle özel olarak ilgilenen ve şiir okurken onları el ele tutuşturan Gürpınar, ailenin çok önemli olduğunu her fırsatta dile getirdi. 
Aliağa'ya ilk defa geldiğini belirten ve Türkiye'nin en genç belediye başkanına sahip ilçenin çok şanslı olduğunu ifade eden İkbal Gürpınar'ı, hayranları program çıkışında da yalnız bırakmadı. Sevgi çemberine alınan Gürpınar, kitaplarını imzaladı ve sevenleriyle fotoğraf çektirdi, ayrıca hediyeleri kabul etti. Program sonunda Gürpınar'a çiçek takdim eden Aliağa Belediye Başkanı Tansu Kaya, Gürpınar'ı tebrik ederek tekrar beklediklerini söyledi. Gürpınar da organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.

Aliağa Kültür ve Sanat Kervanı'nın ilk misafiri Ahmet Selçuk İlkan olmuştu. 3 Şubat 2008'de son bulacak etkinliğinin son misafiri ise Sunay Akın olacak.

(0)

Türkiye'de İlk Defa Yılmaz Güney Kültür Sanat Festivali Düzenlendi

Almanya'da bu yıl 10.su yapılan Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali Türkiye'de ilk defa gerçekleştirildi. Ekim 2007'de başlayan Festival çerçevesinde Türkiye'de 15'e yakın şehirde bir dizi etkinlik yapılırken, Yılmaz Güney filmlerinin izleyici ile buluşması sağlandı. Festival önceki gün ve çok sayıda sanatçının ve Yılmaz Güney seveninin katılımıyla son buldu.
 



-"ŞİİR VE ÖYKÜLER KİTAPLAŞTIRILACAK"-





Şimdiye kadar Almanya merkezli yapılan ve geçen yıl 10.su düzenlenen festival Türkiye'de bu yıl ilk kez gerçekleştirildi. Konuyla ilgili ANKA'ya konuşan Festival Düzenleme Komitesi'nden Serpil Karakaya, festival'in fiilen 2007'nin Ekim ayında başladığını belirtti. Kasım ayında da festival kapsamındaki yarışmalar için adayların ürünlerini gönderdiğini kaydeden Karakaya, Aralık ve Ocak aylarında ise, 15'e yakın şehirde festival etkinliklerinin gerçekleştirildiğini dile getirdi. Karakaya, festival çerçevesinde gidilen şehirlerde, Yılmaz Güney filmlerinin gösterildiğini aktararak, "Yılmaz Güney'in kültür ve sanat anlayışı üzerine Hicri İzgören, Mehmet Çetin, Sezai Sarıoğlu, Altan Gördüm, Cihat Tamer, Lal Laleş ve Ahmet Soner tarafından gidilen il ve ilçelerde söyleşiler yapıldı" dedi. Festival içerisinde, karikatür, öykü, şiir, resim, tiyatro, kısa film ve müzik alanlarında yarışmaların yer aldığını ve en çok ürünün karikatür ile şiir alanlarında geldiğini belirten Karakaya, bu alanlarda ödüle layık görülenlere ise festivalin dün akşam yapılan kapanış töreninde ödüllerinin takdim edildiğini bildirdi.


Karakaya, gönderilen öykü ve şiir dalındaki ürünlerin kitaplaştırılacağını, zemin oluşturulabilirse kısa filmlerin de DVD haline getirileceğini kaydederek, karikatürlerden oluşna bir de festival katalogu oluşturulacağını söyledi.


Yarışmanın jürisi ise, öykü dalında Cemil Kavukçu, Ömer Leventoğlu, Özcan Karabulut, Vecdi Erbay, Semih Gümüş, şiir dalında, Adil Okay, Hicri İzgören, Lal Laleş, Mehmet Çetin, Mehmet Özer, Nesimi Aday, Sezai Sarıoğlu, Şükrü Erbaş, karikatür dalında Aşkın Ayrancıoğlu, Canol Kocagöz, Erhan Yaşar Babalık, Kamil Yavuz, Mete Göktürk, Seyit Saatçi, tiyatro dalında, Ali Erkazan, Altan Erkekli, Altan Gördüm, Cezmi Baskın, Tamer Levent, müzik dalında, Birol Topaloğlu, Cahit Berkay, Emre Saltık, Nurgül Ateş, Sezar Avedikyan ve Vedat Yıldırım gibi isimlerden oluştu.





-"F TİPİ CEZAEVİNE İKİ ÖDÜL"-





Festivalin karikatür yarışması dalında Yılmaz Güney Özgürlük Ödülü'ne Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi'nde tutuklu olan Mahmut Ulusan ile Bolu F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Mehmet Boğatekin layık görüldü. Ödülleri, Mahmut Ulusan adına Sultan Bozkurt, Mehmet Boğatekin adına kardeşi Esma Boğatekin aldı.





-"YILMAZ GÜNEY UNUTTURULDU"-





Festivalde jüri üyesi olan tiyatro sanatçısı Cezmi Baskın herşeyin geriye doğru gittiği ve toplumun sanatla yabancılaştığı bir dönemde, Yılmaz Güney festivali yapmanın cesaret işi olduğunu dile getirdi. "Bu gençleri takdirle karşılıyorum, düşüncelerine ve sanatlarına sahip çıkan gençler. Bunlar, gelecekte daha iyi şeylerin olacağının işaretleri. Bu konuda biz de ağabeyleri olarak elimizden geldikçe destek olmaya devam edeceğiz" diyen Baskın, popüler kültür ağırlıklı yaşandığını ve Yılmaz Güney'in unutulduğunu, unutturuldulğunu kaydetti.





-"YILMAZ GÜNEY, BİR KÖŞE TAŞI"-





Baskın, değerlere sahip çıkılması gerektiğine dikkat çekerek, "Yılmaz Güney gibi bir değeri, hatırlamalı, herkese hatırlatmalı ve sanatından dersler almalıyız. Bu konuda çok önemli bir festival. Yılmaz Güney Türk sinemasında, sanatında bir köşe taşı ya da bir basamak, bu basamağı orada bırakırsanız, o basamak aşınır. O basamağa yeni basamaklar ekleyerek, onun düşüncesini ve sanat anlayışını yükseklere tırmandırmak lazım. Bu nedenle, festivale bu anlamda bir başlangıç diyebiliriz" dedi.





-"BU TÜR HAREKETLERİN DEVAMI GELMELİ"-





Yarışmanın diğer bir jüri üyesi tiyatro sanatçısı Ali Erkazan ise, Türkiye'de, çok uzun zamandır bu tür buluşmaların olmadığını belirterek, "Kültür emperyalizminin yarattığı buluşmaların çok olduğu bir sürece girdik maalesef. Bu anlamda, böyle bir festival, organizasyon, son derece yerine oturmuş bir hareket gibi görünüyor. Bunun içerisinde biz de genç arkadaşların yanında olmayı her zaman bir görev kabul etmişizdir" diye konuştu.


Erkazan, bugün var olan kültürün kimseye kalmamasını istediğini ifade ederek, "Bu kadar yozlaşma, bu kadar bozulma, bu kadar üretimden uzak olan bir kültürün hiç kimseye bir faydası olmadığını düşünüyorum. Bu tür hareketlerin devamı gelmeli, biz de onun için zaten destek olmak adına buradayız" dedi. 68 kuşağının bıraktığı kültürle kendini yetiştirdiğinin ve oradan edindiği ilkelerle durmaya çalışan bir oyuncu olduğunun altını çizen Erkazan, bu tür organizasyonlarla mutlu olduğunu belirtti.





-"YOZ KÜLTÜR KOLAY OLANDIR"-





Yeni nesli çok fazla suçlayamadığına işaret eden Erkazan, bir bilince ulaşmak için bulunulan toplumun talepkar, demokrat ve üretken olması gerektiğini söyledi. Herkesin aynı yozluğun içerisinde ayakta kalmaya çalıştığını dile getiren Erkazan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu anlamda genç insanların, tek tek kendilerine iş düşüyor. Ama işte bu tür festivaller, bu tür organizasyonlara da kulak verirlerse, birazcık kendileri öğrenmeyi seçerlerse ve bu organizasyonlar içinde olduklarında, demokratik kitle örgütleriyle bir arada olduklarında birilerinden de bir şeyler öğreneceklerdir, o zaman kendi seçimlerini daha kolay yaparlar Ama gidip de yoz kültürün içinde olmayı seçersen, evet o daha kolay gelir. Bu ülkenin başbakanları, bakanları, cumhurbaşkanları, bu ülke insanına ranttan geçinmeyi öğrettiler. "Benim memurum işini bilir" diyen bir başbakan tanıdı bu ülke, "Yollar yürümekle aşınmaz" diyen bir cumhurbaşkanını baba ilan ettik"





-"68 KUŞAĞI, KÜLTÜR MİRASI BIRAKAN SON KUŞAKTI"-





Erkazan, Türkiye'de aydın sorunu yaşandığını kaydederek, aydının, muhalif, entelektüel, ilerici, anti faşist, anti emperyalist olması gerektiğini vurguladı. 68 kuşağından sonra Türkiye'de iyi bir kültür mirası bırakmış bir kuşağın yetişmediğini ifade eden Erkazan, "Bundan sonra bu nasıl olacak bilemiyorum. Umutsuz değilim, ama umudum da çok fazla değil açıkcası" dedi.

(0)

<- :: ->

Sayfa Altı Fırsatları