Cılgınca Bir Blog !!! - Blogcu



CilginlarS Blog // Reklam Bölümü

Sohbet, Aşk, Meşk,Hikaye, Şiir , Burç ve Aradığınız Herşey.

Sanatçının tanımı

Ankara Halkevi'nde ressamlarla sohbet sırasında söyledikleri: Arkadaşlar, siz ressamlarla konuşmak ve sanatçının basit bir tarifini yapmak için gelmiş bulunuyorum. Gerçi sizlerin meslekî faaliyetinizin ve uzmanlığınızın bulunduğu bu alanda sanatçıyı tarif etmek ve size sizden söz etmek garip olur amma.. Sanatçıyı tarif eden pek çok sanatçının sözlerini bilirsiniz; fakat ben size sanatı ve sanatçıyı bildiğiniz tariflerden bambaşka, daha doğrusu askerce bir tarifle anlatmak istiyorum: Ben bir bölük komutanıyım, rütbem yüzbaşıdır. Üstümden emir aldım; karşıdaki tepeyi düşmandan gün doğmadan alacağım. Bu emir üzerine bütün erlerin donatımını tamamlayıp savaş hazırlığını yaptıktan sonra karşıdaki tepeyi, gün doğmadan işgal edeceğimizi bölüğüme söyledim. Saldırı başladı. Ama tepenin önünde geniş bir vadi var; bu vadinin ne kadar zamanda geçilebileceğini tahmin ve hesap etmiş olmama rağmen bu tahmin ve hesapta yanılmışız.

Düşmanın da umduğumuzdan daha kuvvetli hazırlığı ve inatçı bir şekilde savunmasıyla karşılaşmış bulunuyoruz ve gün doğmak üzeredir. Biz, aldığımız emre göre, gün doğmadan tepeyi işgal edecektik. "Gün doğmak üzeredir" diyerek bu tepeyi işgalden vaz mı geçelim? Hayır, zarar yok, geç de olsa, gün de doğsa amacımıza erişeceğiz. Saldırı, bütün gücü ve şiddeti ile devam ediyor. Büyük bir cesaretle dövüşe, dövüşe tepenin eteklerine kadar yaklaşmış aslan erlerin tepeyi işgali artık bir dakika sorunu olmuştur. Güneş yavaş yavaş doğmakta, ancak yarım çember halinde iken bu tepenin zirvesini ışıldatmaktadır. Fakat birkaç tane er, ellerindeki Türk bayrağını tepenin ışıldayan zirvesine dikmek için bütün gücü ile koşuyor ve tepenin zirvesine şanlı Türk bayrağını dikerken terlemiş alnına günün ilk ışığının vurduğunu hissediyor.

İşte sanatçı da, toplumda uzun çalışma ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.
(İbrahim Ceyhan, Atatürk'e Göre Sanatkâr, Atatürk'e Ait Hatıralar, A. Hidayet Reel, s. 159 -160)

Yabancı bir ressamın yaptığı yağlıboya portresinde, bazı arkadaşlarının benzeyişte kusur bulmaları üzerine söyledikleri:

- Olabilir! Fakat inanır mısınız, bu portre bir aralık bana son derece benzemişti; fakat, üstat durmasını bilmedi! Sanatçılar, komutanlar gibi durmasını bilmelidirler; yoksa, vardıkları başarı düzeyinden iniş başlar.
(Atatürk'ten B.H., s. 39)

(0)

Sanatçının değeri

Tiyatro sanatçılarına söylemiştir:

Efendiler... Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hattâ cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat, sanatçı olamazsınız. Yaşamlarını büyük bir sanata adayan bu çocukları sevelim...
1930 (İ. Galip Artan Anlatıyor, Ses dergisinden alıntı, Sümerbank dergisi, Cilt: 3, Sayı: 29, 1963)

Elini öpmek isteyen tiyatro sanatçılarına söylemiştir:

- Sanatçı el öpmez; sanatçının eli öpülür!
1930 (Vasfı Rıza Zobu, O Günden Bu Güne, s. 323)

Bursa'da temsil veren tiyatro sanatçılarına söyledikleri:

Sizleri çok takdir ederim. Devrimimizde sizin de önemli hizmetleriniz vardır. Sanatınızı meslek edinerek engelleri yenmeye kararlı olmanızı, arkadaşlarınızla samimî olarak geçinmenizi bilhassa öğütlerim. Sizin vatana en büyük hizmetiniz, Anadolumuzu baştan başa dolaşıp halkımıza sanatın ne olduğunu anlatmanız olacaktır.
1926 (Atatürk'ün S.D.V, s. 44)

(0)

Güzel sanatların önemi

İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir sanatların millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir önemi millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. Halbuki bizim milletimiz, gerçek özellikleriyle uygar ve ileri olmaya lâyıktır ve olacaktır.
1923 (Atatürk'ün S.D.11, s. 67)

Bir sohbet sırasında ressam Çallı İbrahim'e söylemiştir:

Aynı milletin çocuklarının hep beraber bulunarak birbirlerini tanımaları, birbirlerini sevmeleri ve bu birlik sevgisinden çıkacak yüksek duygulara aynen uymaları güzel bir şeydir. Eğer güzel sanatlar mensubu bir kişi olarak siz bunu gösterirseniz, bütün millete ve bütün insanlığa hizmet
edersiniz.
(Hasan Cemil Çambel, Dünya gazetesi, 30.8.1952)

Fikirler ve devrimler, sanatla yayılır.
(Atatürk'ten B.H., s. 84)

Güzel sanatların her dalı için, Kamutay'ın göstereceği ilgi ve emek, milletin insanca ve uygar yaşamı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.
1936 (Atatürk'ün S.D.I, s. 373)

Atatürk tarafından yazdırılmıştır :

Güzel sanatlarda başarı, bütün devrimlerin başarıldığının en kesin kanıtıdır. Bunda başarılı olamayan milletlere ne yazıktır! Onlar, bütün başarılarına rağmen uygarlık alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan daima yoksun kalacaklardır.
1936 (Cevat Abbas Gürer, Cumhuriyet gazetesi, 10. 11. 1941)

(0)

Güzel sanatlar

Güzel sanatlar, güzellik ve zevkle ilgilenen sanatlar için kullanılır. Bu terim ilk defa Fransızcada beaux arts olarak, resim, heykel, baskı gibi görsel sanatları tanımlamak için kullanılmıştır. Günümüzde daha çok, klasik veya akademik sanatla bağlantılı olan geleneksel görsel sanatlar anlamına gelir.

Güzel sanatlar teriminin ortaya çıkışındaki motivasyon,
resim, heykel gibi görsel sanat dallarını; tekstil, seramik gibi zanaat ve uygulamalı sanatlardan ayırmaktı. Buradaki "güzel", sanat eserinin niteliğini değil, disiplinin estetikle bağlantısını vurgulamak için kullanılmıştır. Günümüzde icra edilen ve sadece resim, heykel ve baskıyla kısıtlı olmayan modern ve çağdaş sanat eserleri için açıklayıcı ve kapsayıcı olmadığından, buna alternatif olarak görsel sanatlar tabiri kullanılmaktadır.

(0)

Yahoo'da Mevlana Senfonisi Tartışması

Son aylarda birbirinden renkli tartışmalara, kapışmalara sahne olan Yahoo'nun klasik müzik mail grubunda geçen haftanın konusu Mevlana senfonisiydi. Bir grup üyesi günlük bir gazetemizin kültür sayfasında gördüğü "Artık Mevlana'nın da bir senfonisi var" başlığına çok kızmış.
Mesajında, Evin İlyasoğlu'nun kaleminden Bülent Tarcan biyografisinin geçen yıl yayımlandığını belirtiyor, Mevlana yılında bu eserin unutulmasından duyduğu üzüntüyü dile getiriyor. "Hatırlanmamak bir yana Sayın Sabri Tuluğ Tırpan'ın yeni eseri ve bunu ilk sanan hafızasız toplum sayesinde tarihe gömülmüş oldu" diyor.

 
Grup üyelerine yönelttiği "İlk Mevlana senfonisinin tarihini hatırlayan var mı" sorusuna gelen cevap beni şaşırttı. Meğer, 1. Keman Konçertosu'yla ünlü Polonyalı besteci Karol Szymanowski, 1930'ların başında Mevlana'nın dizelerini kullanarak "Şarkı Akşamı" başlıklı 3. Senfonisi'ni yazmış. Bu arada bir grup üyesi de İstanbul Devlet Opera Balesi'nin bu yıl repertuvarına aldığı, Can Atilla'nın Mevlana Orotoryosu'nu hatırlatmış.

"İlk"leri seven halkımıza duyurayım, dedim...

(0)

<- :: ->

Sayfa Altı Fırsatları